Terfi aldınız, bir projeyi başarıyla bitirdiniz ya da yeni bir ülkede sıfırdan bir hayat kurdunuz. Ama içinizde bir ses fısıldıyor: “Şans eseri oldu. Bir gün herkes anlayacak.” Bu duyguya sahtekârlık sendromu (impostor fenomeni) deniyor ve sanıldığından çok daha yaygın.
Nasıl görünür?
- Başarılarınızı şansa, zamanlamaya ya da başkalarına bağlamak.
- Övgüyü kabul edememek, hemen bir “ama” eklemek.
- Hata yapma korkusuyla aşırı hazırlanmak ya da tam tersine ertelemek.
- Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyaslamak.
Gurbette daha belirgin
Yurt dışında çalışan birçok danışanım bu duyguyu daha yoğun yaşıyor. İkinci bir dilde toplantıya katılmak, aksanınızın fark edilmesi, “burada gerçekten yerim var mı?” sorusu… Bunlar, yetkin olduğunuz halde kendinizi misafir gibi hissetmenize yol açabilir.
Kendinden şüphe etmek, çoğu zaman yetersizliğin değil, sorumluluk duygusunun bir yan etkisidir.
Bu sesle nasıl konuşulur?
- Kanıt defteri tutun: Aldığınız olumlu geri bildirimleri ve başardığınız işleri yazın. Zihin olumsuzu hatırlamaya yatkındır; ona veri gösterin.
- “Bilmiyorum”u normalleştirin: Her şeyi bilmek zorunda değilsiniz; öğrenmek de yetkinliğin bir parçasıdır.
- Kıyası değiştirin: Kendinizi başkalarıyla değil, bir yıl önceki hâlinizle karşılaştırın.
- Paylaşın: Bu duyguyu güvendiğiniz biriyle konuştuğunuzda, onun da benzer şeyler yaşadığını duymak şaşırtıcı derecede rahatlatıcıdır.
Sahtekârlık sendromu çoğu zaman içimizdeki acımasız eleştirmenle ve ertelemeyle el ele yürür. Yurt dışında çalışıyorsan, özellikle İsviçre ve Almanya sayfalarımda yüksek performans baskısının gurbetteki yansımalarına değindim.
Bu ses tamamen susmayabilir. Ama artık direksiyonda o olmak zorunda değil.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; bir tanı ya da tedavinin yerine geçmez. Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa beklemeden bulunduğunuz ülkede 112’yi arayın.

Sevgiyle kalın, ama kölesi olmayın.
Psk. Umut Çınar · Avrupa’da yaşayan Türkçe konuşanlarla online çalışıyor.